#düşünceler

Kişisel Mahremiyet 2.0

By 7 Haziran 2010 No Comments

Türkiye Interneti 12 nisan’da, yasaklarıyla sansürüyle, teknik altyapı yetersizliğiyle ve daha yüzlerce sorunuyla 17. yılını doldurdu.Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Mustafa Akgül’ünde yer aldığı bir ekip, Ekim ayında X.25 ile Hollanda üzerinden ilk INTERNET bağlantısı gerçekleştirdi.

O günden sonra dünyada 1988 yılında yaygınlaşan IRC protokolü ile insanlar oldukça düşük internet bağlantı hızlarıyla internet üzerinden birbiriyle iletişim halinde olmaya başladılar. Türkiye’de mIRC adlı IRC yazılımının popülerliği ile başlayan online mesajlaşma, daha sonrasında ICQ adlı şimdi ki Live Messenger türevi uygulamalarla devam etti. 2003 yılında ICQ, tahtını Microsoft’un pazarlama taktikleriyle yükselişe geçen MSN (şimdi ki Windows Live Messenger) uygulamasına bıraktı.
2004 yılında telaffunuzu ilk olarak Tim O’Reilly’nin yaptığı “Web 2.0” kavramıyla tanıştı insanlar. O’Reilly Media tarafından düzenlenen Web 2.0 konferansında konuşan Tim O’Reilly web 2.0’ın tanımını şu cümlelerle yaptı: “Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin bir düzlem olarak ilerlemesiyle bir işletme devrimi ve bu düzlemin kurallarını başarı için anlamaya çalışmaktır. Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”

Bu süreç içerisinde internet kullanıcıları kişisel gizliliğine oldukça önem vermekteydi. IRC, ICQ ve çeşitli web sitelerinde insanlar gerçek ad soyadlarını kullanmak yerine rumuzlar (nickname) kullanmaktaydı. IP adresi, telefon, ev  -iş adresi gibi bilgileri internetteki diğer insanlarla paylaşmaktan son derece çekinir ve korkar durumdalardı.
Tabii bu gizliliğin kendi içerisinde sebepleri de mevcuttu. Bunlar; internet üzerinden gelebilecek cinsel tacizler, hack/crack yöntemlerinin daha fazla ve güvenlik korumalarının daha az olması, internetteki diğer insanlara olan güvensizlik gibi çeşitli nedenlerden bir kaçı…

Yıl 2010. Bir de şu anki duruma bakalım isterseniz?
İnternete giren herkesin bir e-posta adresinin olması artık lüks değil, zorunluluk halini aldığı günümüzde, eskiden çeşitli rumuz adlarıyla alınan e-posta hesapları artık [email protected] uzantısında olmasına özen gösteriliyor.

Artık bir e-posta adresimizin olmasının yetmediği gibi Facebook hesabı olmayan arkadaşlarımıza soru işaretiyle yaklaşır duruma geldik. Üstelik web sitelerinde rumuz yerine Ad Soyad formatında hesap oluşturma alışkanlığı 2005 yılından bu yana Facebook sayesinde insanların kafalarında yer etti. Facebook hesabında eski arkadaşlarıyla iletişime geçmenin yanı sıra yeni arkadaşlıklar edinmek için çeşitli grup ve hayran sayfaları da yer almakta.

Last.fm adlı müzik sosyal paylaşım sitesi ile ne tür müzikten hoşlandığını, hangi sanatçıları ve müzik gruplarını dinlediğini, hangi konserlere gittiğini;
Twitter ile anlık olarak şu an ne yaptığını;
Foursquare sitesi ile kişinin şu an nerede olduğunu ve ne yaptığı bilgisine;
Flickr‘dan fotoğraflarına;
Google Reader ile takip ettiği ve sevdiği internet sitelerini;
Linkedin adlı iş sosyal ağ sitesi ile kişinin kariyer yaşantısını;
….

ve çok daha fazlasını öğrenebilmeniz mümkün.
Efendim, pardon? Biri kişisel mahremiyet mi dedi?

Dipnot: Bu girdiyi yazarken yakın bir arkadaşım WLM’den “sevgilisinin Facebook’taki ilişki durumunu sildiğini” yani kendisinden ayrıldığını söyledi… Artık yakında evlenme tekliflerini sosyal medyalardan yapmaya başlarsak şaşırmayacağım.

Leave a Reply