"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ken Robinson diyor ki; “Okullar yaratıcılığı öldürüyor.”

Ünlü ressam Pablo Picasso, “Bütün çocuklar sanatçı olarak doğar” der… Hangi bilimsel açıklamaya dayanarak bunu söylemiş bilmiyorum ama haklılık payı yok değil. 2003 yılında eğitim alanındaki çalışmaları sebebiyle Britanya’da “sir” ünvanı almış eğitim danışmanı akademisyen Ken Robinson ise “okullar yaratıcılığı öldürüyor” diyor
Çok değil, 15-20 sene öncesinde ülkemizde üniversite bitirmek büyük bir erdem işiydi. (Önümüzdeki beş yıl sonra ise değil üniversitede lisans mezunu olmak; yüksek lisans yapmak adeta bir zorunluluk halini alacak.) Herkes doktorluk, mühendislik veya subaylık gibi meslekleri tercih ediyor, ettiriliyordu. Bu gün ise günümüzde bu tür meslekler halen tercih ediliyor olsa bile büyük çoğunluğun hedefleri teknolojinin de gelişmesiyle iletişim teknolojilerine ve daha niş sektörlere kaymış durumda… Tam da üniversite tercihlerini yaptığımız bugünlerde aileler çocuklarının ileride yapmasını istediği mesleği “bak çocuğum, bu işte ileride iyi para varmış, bu işin okulunu oku, bu işi yap” diye öğüt vermekteler…


Kimsenin çocuklara “oğlum, sen ileride ne tarz bir iş yapmak istiyorsun?” diye bir sorusu yok… Olsa bile üniversite hayatına başlayacak olan çocukların çoğunun kendi hayatlarına dair bir hedefleri ve vizyonları yok. Üstelik; YGS ve LYS türü sınavları geçtikten sonra ilk oturdukları tercih rehberine “sizce hangi mesleği seçmeliyim?” sorusunu sorabilecek kadar yok!

Aileler hiçbir zaman çocuklarının karar vermelerine izin vermeyen bir hayatı yaşıyoruz. Zira çocuklar karar verirse yanlış yapabilirler. Ancak Robinson’un dediği gibi eğer “yanlış yapmaya hazırlıklı değilseniz hiçbir zaman iyi bir şey yapamazsınız.”

Peki, hiç düşündük mü neden milyonlarca aynı bölüm mezunu işsiz?
Peki; aramızda kaç kişi bize dayatılmış olan lise sıralarını elinin tersi ile itip hayallerinden bahsetti?
Peki, aramızda kaç kişi vakti zamanında “en iyi lise”ye gitmek istemediğini söyleyip teknik liseye devam
etti? Sırf kendi istediği için…
Kim ailesini karşısına almak bir yana, alışılagelmiş bir toplumu karşısına alıp dayatılan onca
zorunluluğu yapmak istemediğini söyledi? Düşük puan aldığı için değil, sadece hayali olduğu için
sanat okumayı tercih eden kişileri hadi bir yüzdeye vuralım? Yeteneğini keşfedip müziği, sporu,dansı,
sanatı seçebilen kaç kişi var?

İsterseniz Türkiye’nin “en iyi” üniversitesini seçin, eğitim – öğretim sistemi aynıdır. (Ülkemizde “öğretim” adına bir olgunun olduğu da tartışma konusu. Adı var, kendisi yok!)
Üniversitelerde öğretilen sistem; iyi kötü bir iş bul, o işte çalış, para kazan ve emekli ol. O zamana kadar ölmezsen ölümünü bekle bir köşede… İşte size mükemmel bir eğitim – öğretim sistemi!
Acaba kim ya da kaç kişi isteyerek, bilerek, aile, çevre ve toplum baskısı olmadan gelecekte yapacağı mesleğin eğitimini almak için bölüm seçimini yapmıştır? Mechul…
Ülkemizdeki en iyi meslek = en çok para kazandıran meslektir. Kişinin o mesleği yaparken mutlu olup olmaması kimsenin (bir süre sonra o mesleği icra edenin de) umrunda değildir.

Kendimden, bizzat bir örnek; çocukluğumda uzun bir dönem hemen her şeye burnumu sokma, sıkılıp başka şeylerle ilgilenme merakım vardı… Bunlardan biri de “oyunculuk” oldu ve o zamanki Bizimkiler adlı dizide sevgili Ercan Yazgan‘ın torpili ile üç bölüm figüran rolüyle oynama şansım olmuştu. O dönem “oyunculuğu” çok sevmiş ve tiyatroculukta devam etmek istemiştim… Az önce sözüne ettiğim aile, çevre ve toplum baskısıyla belki hayatımda ilk o zaman tanıştım. Herkesin kesin fikri “Arda, tiyatrocu olursan aç kalırsın, sakın olma” yönündeydi. Ve sonuçta toplumun istediği oldu ve ben üç bölüm sonrasında hızlı başlayan “oyunculuk” kariyerime yine hızlı veda ettim.

“Bütün çocuklar sanatçı olarak doğar” demiş ya hani Picasso… Günümüzde sorun, büyürken o sanatçı ruhun halen o bedende kalabiliyor olması… Bunca aile ve toplum baskısı arasında yaratıcılığımız, hayallerimiz, istek ve arzularımız sönüp kalıyor ve ortaya milyonlarca işsiz mühendis, doktor ve öğretmen çıkıyor.
Bu dünyanın doktora, mühendise ve öğretmene ihtiyacı olduğu kadar ressama, heykeltraşa, şaire, yazara yani sanatla, yani “insan olmak” bilincini en üst düzeye taşıyan, kendini aşan kişilere de ihtiyaç vardır.

[ted id=66 lang=tr]

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.