Yurttaş Gazeteciliği ve Dijital Aktivizm (1)

on

Son yıllarda internet teknolojilerindeki gelişimler, 7’den 70’e internete erişim olanaklarının artması ve web 2.0 kavramıyla birlikte sosyal medyalarla başlayan, sonrasında yurttaş gazeteciliği ve yeni medyaya kadar bir internet içeriğinin öngörülemez ve hesaplanamaz bir şekilde büyümesi bilgi paylaşımını ve son kullanıcının bilgiye ulaşımını da tahmin edilemeyecek kadar kolaylaştırdı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin %47,2’si evden İnternete erişim imkânına sahip. TÜİK’in araştırmalarında bu oran 2011 yılında %42,9, 2005 yılında ise 8,66 idi.
16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve İnternet kullanım oranları sırasıyla %48,7 ve %47,4’tür. Bu oranlar 2011 yılında sırasıyla %46,4 ve %45 idi.
İnternet kulanımı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artıyor. Bu durum her bilgisayar okur-yazarın artık kendi medyalarını oluşturabilmeleri anlamına geliyor. Ve hükümetler için tehlike çanları burada çalıyor… Zira İnterneti internet yapan şey gayrimerkezi olmasıdır.

30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihleri arasında yapılan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nün Milenyum Zirvesi’ne karşı Seattle’da gerçekleşen büyük kitlesel direniş, gelişen emekçi eylemleri içinde özel bir önem taşımaktaydı.
Zirvede protestocular yeni medya kanalları yoluyla örgütlendiler, eğitilmiş ve de internet üzerinden bu eylemlerin haberlerini yapmıştı bile. Sosyal ağlar döneminde haberleştirme süreci daha da kolaylaştı. Böylece insanlar seslerini yalnızca meydanlarda değil, internet üzerinde de çıkartabildiler. Üstelik bu insanlar bir dönem yalnızca “seyirci” olarak bilirdi, artık birer “haberci” oldular. “Yeni medya düzeni” adı verilen bu yeni dönemde artık gazete manşetleri yalnızca plazalardaki profesyonel gazeteciler tarafından değil, haberin bizzat içinde olan, haberi yaşayan yurttaş gazetecileri tarafından da atılıyor.

Geçtiğimiz sene Arap Baharı olarak adlandırılan Tunus, Mısır ve Libya halklarının isyanında ilk kıvılcım Tunus’tan çıktı. İnterneti ve yeni medya teknolojilerini çok etkin bir şekilde kullanan halk, Wikileaks’in Tunus’la ilgili tüm belgelerini anında Arapçaya çevirdiler. Bir tarafta dışarıdaki bilgiyi Tunus halkına aktarmakla uğraşanlar varken diğer yanda ise ülke içerisinde yaşananları Twitter’dan, Youtube’dan, bloglardan dünya basınına duyurmaya çalışan insanlar mevcuttu. Bu insanlardan 6000 üzerindeki blog yazarı olaylar sırasında tutuklandı, çeşitli işkencelere maruz kaldılar. Sadece gençlikler değil, sendikalar da interneti bu süreç boyunca etkin bir şekilde kullandılar. Sendikalar insanları örgütleyip, grev hazırlıkları yaparken yine bunun dünya basınına duyurulması için yeni medya teknolojileri kullanıldı.
Benzer şeyler Mısır’da yaşandı. Mısırlı bir göstericinin Arap Baharı sırasında söylediği gibi: “Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor.”

Arap Baharı olaylarından sonra dünyada yanlış bir algı da oluştu; “devrim, internet sayesinde oldu.” İnternet olduğu için devrim olmadı, devrim olgunlaşmıştı. İnternet bugünkü bir devrim için vazgeçilmez bir iletişim aracı. İletişim olmadan da devrim söz konusu bile olamaz. Tunus’ta insanlar altı yıldır uğraşıyorlardı. İnsanlar bir eşiğe gelmişti ve isyan ettiler, internet ve sosyal medya bu isyanın daha büyümesine vesile oldu.

Yurttaş Gazeteciliği ve Dijital Aktivizm (2): Yurttaş Gazetecilik Notları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.