"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: korsan parti

Fikir ve sanat eserlerini korumak gözetlemenin bahanesi mi?

Korsan Parti Hareketi’nden Deniz Yenihayat, Şevket Uyanık, Mehmet Şafak Sarı ve Arda Çetin, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu değişikliklerini değerlendirdi.

Türkiye’nin köhne Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) bugün ne internet çağının telif hakları ihtiyaçlarını karşılıyor ne de teknolojinin hızına yetişebiliyor. Uzun zamandır söylediğimiz gibi telif haklarında bir reforma ihtiyaç var. Ancak kanun koyucu makamındaki kişiler öncelikle emek sahiplerini ve kamu yararını değil, şirketleri ve meslek birliklerini koruyan kanunlar hazırlıyor ve yürütmeye koyuyor. Bugün FSEK kapsamında yapılması düşünülen değişiklikler, her ne kadar internet çağının getirdiği ihtiyaçlara yönelik bir güncelleme gibi görünse de aslında internetin bilgiyi yayma potansiyelini yok sayarak, şirketlerin ve meslek birliklerinin lehine bir hale getirilmiş görünüyor.

Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki, internette ücretsiz izlenen dizi ya da filmler, o ürünün değerinden bir şey kaybettirmiyor. Hatta dizi ve filmlerin paylaşılması o ürüne olan talebi artırıyor, kültür ürünlerinin isminin duyulmasına yol açıyor. Karşı çıkılması gereken, ücretsiz olarak izlediğimiz bu içeriklerin bir ücret karşılığı satılıp bundan kazanç elde edilmesi. Son kullanıcı olan bizlerin bu içeriklere ücretsiz bir şekilde ulaşabilmemiz, internetle birlikte gelen en doğal hakkımız.

Dünya Siyasetinde Yeni Bir Soluk: Korsan Parti Hareketi

İlk olarak 2006 yılında İsveç’de kurulan Korsan Parti, baskı ve sansürden arınmış daha iyi bir dünya için çalışmaktadır. Parti manifestosunda bilginin hızlı dolaşımının katılım ve demokrasi için de önemli potransiyeller barındırdığı ifade edilir. İsveç’ten sonra dünyanın bir çok ülkesinde kurulan Korsan Parti hareketleri bilginin kapalı kapılar arkasında saklanmasından ziyade özgürce dolaşmasından yana olduğunu vurgulamaktadır.

Korsan Parti Hareketi’nin savunularına bakıldığında açık erişim hareketlerinin de savunduğu yaklaşımları içerdiği net bir biçimde görülür. Teknoloji kaynakları dolayımıyla bilgi kaynaklarına ve kültür eserlerine erişimin tamamen özgür bırakılması argümanı bu durumu nitelemektedir. Açık erişim hareketi bilginin önündeki her türlü engelin kaldırılması gerektiğini savunurken, Korsan Parti Hareketi bu yaklaşımı genişleterek teknoloji kullanımın da bir insan hakkı olduğu vurgusunu yapar ve teknolojinin tüm insanlığın erişimine özgür bir biçimde sunulması gerektiğini belirtir.

Bir Sızıntı Gazeteciliği Projesi; Karakutu

Sızıntı gazeteciliği kavramı aslında yeni değil. Basın tarihinin başından beri gazeteciliğin asli bir dalı ve basın özgürlüğü kavramının temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bilginin evrenselliği, sansür altında kalmaması ve insan hakları ihlallerinden bu yana bu durum böyledir. Hiçbir şirketin, hiçbir hükümetin veya halkı ilgilendiren bilgiyi saklama hakkı yoktur, olmamalıdır. Üstelik tarihten günümüze kadar bu durum böyle devam etmiştir; “bilgi” bir şekilde sızmış, kendisini duyurmuştur.

Kaçınılmaz bir diyalektik ise; teknolojinin ve internetin gelişmiyle birlikte bu sızıntının giderek yaygınlaşmasıdır. Günden güne bilgiyi sansürlemek daha imkansız hale gelmiştir. Bu durum bilgiyi kendi tekelinde tutmak isteyen şirketlerin veya halkın daha bilgi sahibi olmasını kendilerine tehdit olarak gören hükümetlerin korkulu rüyası olmaktadır.

Wikileaks, Snowden, Aaron Swartz ve diğerleri…