"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Mayıs 2017

Fikir ve sanat eserlerini korumak gözetlemenin bahanesi mi?

Korsan Parti Hareketi’nden Deniz Yenihayat, Şevket Uyanık, Mehmet Şafak Sarı ve Arda Çetin, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu değişikliklerini değerlendirdi.

Türkiye’nin köhne Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) bugün ne internet çağının telif hakları ihtiyaçlarını karşılıyor ne de teknolojinin hızına yetişebiliyor. Uzun zamandır söylediğimiz gibi telif haklarında bir reforma ihtiyaç var. Ancak kanun koyucu makamındaki kişiler öncelikle emek sahiplerini ve kamu yararını değil, şirketleri ve meslek birliklerini koruyan kanunlar hazırlıyor ve yürütmeye koyuyor. Bugün FSEK kapsamında yapılması düşünülen değişiklikler, her ne kadar internet çağının getirdiği ihtiyaçlara yönelik bir güncelleme gibi görünse de aslında internetin bilgiyi yayma potansiyelini yok sayarak, şirketlerin ve meslek birliklerinin lehine bir hale getirilmiş görünüyor.

Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki, internette ücretsiz izlenen dizi ya da filmler, o ürünün değerinden bir şey kaybettirmiyor. Hatta dizi ve filmlerin paylaşılması o ürüne olan talebi artırıyor, kültür ürünlerinin isminin duyulmasına yol açıyor. Karşı çıkılması gereken, ücretsiz olarak izlediğimiz bu içeriklerin bir ücret karşılığı satılıp bundan kazanç elde edilmesi. Son kullanıcı olan bizlerin bu içeriklere ücretsiz bir şekilde ulaşabilmemiz, internetle birlikte gelen en doğal hakkımız.

Türkiye’nin interneti: Gözetim toplumunda bilgi sansürü

Dünyanın yüzlerce dilde konuşan en büyük çevrimiçi ansiklopedisi olan Wikipedia’ya sansür ne demek? Deniz Yenihayat, Mehmet Şafak Sarı ve Arda Çetin konuyu beraber ele aldılar.

İnternet yaşamdır. Özgür internet de özgür bir toplumsal yaşamın ön koşuludur. Henüz evriminin başında bir teknoloji olsa da ‘internet’ tüm dünyada politik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki derinden etkileriyle şimdiden hayati bir öneme sahip. Bunu en çok da Türkiye gibi ülkelerde yakından deneyimleyebiliyoruz; fakat maalesef pozitif değil, negatif etkileriyle.

Dünyanın farklı noktalarındaki insanların bilgi paylaşımlarını anlık hale getiren internet, aynı zamanda kolektif bilgi alışverişini sağlayan birçok platformun da ortaya çıkmasını sağladı. Bilimsel-kültürel-toplumsal bilgiye sınırsız, ücretsiz ve özgür erişim, en doğal insan haklarından biri ve internet teknolojisi de bunu mümkün kılma gücüne sahip. İnternet bugün bilgiye ulaşım, bilgiyi işleme ve bilgiyi yayma açısından insanlık tarihinin en geniş platformu ve on binlerce yıllık medeniyet birikiminin kütüphanesi durumunda. Bir toplumun gelişmişliğinin ve demokrasisinin ölçütü, bilgiye özgürce ve evrensel haklar çerçevesinde erişebilmesidir. Kültürel ve teknolojik gelişim de, kamu yararı için çok sesliliğin olduğu ve toplumsal kesimlerin bu çok sesliliğe özgürce katılabildiği bir ortamda gerçekleşebilir.

Dijital Dönüşüm Bilmecesi

Milyar yıllık Dünya tarihinin 15 bin yıllık olduğu söylenen insanlık tarihini yaşıyoruz. Yuval Noah Harari’nin çok satan Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens’in (Sapiens: A Brief History of Humankind) şahsen merakla beklediğim yeni kitabı Homo Deus’a (A Brief History of Tomorrow) göre ise binlerce yıllık insanlık tarihinin bir çok noktada “en olumlu” dönemini yaşıyoruz. Harari’ye göre insanlık tarihi boyunca savaşın en az olduğu, hastalıkların azaldığı, hatta hastalıktan ölen insan sayısının intihar eden insan sayısından daha az olduğu bir dönemdeyiz. Kanser, AIDS gibi hastalıklarla mücadelemiz sürüyor olsa da “daha az” olma sebebi kuşkusuz teknoloji.
Hepinizin bildiği üzere; biyomedikal teknolojisi ve bilgi ve iletişim teknolojileri her geçen gün gelişmekte. Bu gelişim insanlık tarihini de değiştiriyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimi günlük hayatımızı da şekillendiriyor. Dijital bir devrim yaşadığımız günümüzde artık dijital ile iç içe yaşıyoruz. Bu durum günlük hayatımızı değiştirdiği gibi şirketleri, sektörleri, şirketletin rekabetini, müşterinin elini güçlendirmesini de sağlıyor. Markaların online itibarlarının önem kazanması şirketlerin dijital dünyada hızlı bir dönüşüme ayak uydurması ve son 1-2 senedir adını sıkça duyduğumuz “dijital dönüşüm” sürecini de başlatmak zorunda kalıyor.

Neredeyse 200 yıldır, Sanayi Devrimi‘nden bu yana insanların işlerini makinelere kaybetmekten korktuğunu ifade eden Sapiens ve Homo Deus kitaplarının yazarı Harari’ye göre; kitapta yakın gelecekte yapay zekanın insanların işlerini yapmaya başlamasıyla amaçsız ve işe yaramaz bir insan topluluğu oluşacağı belirtiliyor. Harari bu durumun beklenenden daha çabuk gerçekleşeceğini ve devlet yöneticilerinin bu alanda somut adımlar atması gerektiğini savunuyor.