"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Ekim 2013

Y(eni Kuşak) Devrimini Anlamak…

1975 yılında sona eren Vietnam savaşıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ndeki iktisatçıların X nesli planı fikir olarak global, ancak küresel dünya ile kontak kurulmadan yaratılmaya çalışılan bir nesil olarak adlandırıldı. İletişim, medenilik, teknoloji ve küreselleşme ile birlikte ise 1981 sonrası doğanlar Y nesli ya da Y kuşağı olarak tanımlandı. Gelişen dünya düzeni, teknolojik olanaklarla birlikte Y kuşağına göre çok daha farklı bir hayat çizgileri ve dünya görüşleri oldu bu insanların…

1981 yılından bir kaç yıl öncesinde çocuklar poker, misket, tavla gibi oyunlar oynarken Y kuşağına mensup çocuklar Gameboy’larla, Atari’lerle ve Commodore 64 ile tanıştılar. Oyun oynama kavramlarını teknolojik cihazlar üzerinden gerçekleştirdiler. Benzer bir kavram değişikliği iletişim alanında da yaşandı. Y kuşağı bir önceki kuşak gibi sosyalleşme kavramıyla sokakta değil, bilgisayar, telefon ve cep telefonu üzerinden keşfetti. mIRC ve ICQ gibi bilgisayar yazılımları üzerinden birbiri ile iletişim kurdular…
Dünyadaki teknolojik gelişimi en hızlı yükseldiği bir dönemden geçiyorlardı ve bu sayede her gün yeni buluşlar, yeni uygulamalar, yeni cihazlar, yeni kolaylıklar ve elbette yeni ürünler sunulmaktadır. Bu da Y kuşağını her zaman bir adım sonrasında düşünmeye itti. Bir önceki kuşak, televizyonun icadıyla birlikte “artık bundan daha ileriye gidilemez” diye düşünürken ev ve iş yerlerindeki telefonlar cep telefonlarına, cep telefonları önce PDA olarak adlandırılan cihazlara, sonra ise akıllı telefonlara dönüştü.

“Entellektüel Fahişeler”

Hiç biriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın basılmayacağını önceden bilirsiniz çünkü; Çalıştığım gazetede bana düşüncelerimi açıkça yazmak için değil, tersine yazmamam için haftalık bir ücret ödüyorlar. İçinizde benzer biçimde benzer ücretler alan başkaları da vardır. Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokaklarda başka iş arıyor olacaktır.

Gazetemin her hangi bir sayısında gerçek düşüncelerimi yayınlamaya kalksaydım, 24 saat dolmadan işimden atılırdım. Gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz ben de!